Fotoğrafçılık Hakkında Bilgi

tarafından
8
Fotoğrafçılık Hakkında Bilgi

Fotoğrafçılık, resmî doğum tarihi kabul edilen 1839’dan günümüze kadar çok parlak dönemler yaşamıştır; Nicephore Niepce’in dünyaya bakışımızı allak bullak eden bu keşfi, artık vazgeçemeyeceğimiz bir alet olmakla kalmayıp, aynı zamanda bir sanat dalı ve başlı başına bir sanayi haline gelmiştir.

Fotoğraf makinesinin kökeninin Antikçağ’a kadar uzandığını söylemek şaşırtıcı olabilir. Gerçekten de bir güneş tutulması sırasında, Aristoteles, bir ışın huzmesinin yuvarlak bir delikten içeri girdiği bir odanın karanlığında, bu açıklığın karşısındaki duvarda güneş tutulmasının ters görüntüsünü verdiğini gözlemlemişti. Bu karanlık oda ilkesi, Rönesans’tan itibaren geliştirildi; deliğe bir mercek yerleştirildi; taşınabilir odalar yaratmak için deliğin boyutları XVII. yy’da küçültüldü… Geriye, elde edilen görüntüyü tespit etmek için ışığa duyarlı olabilecek bir kimyasal maddenin keşfedilmesi kalıyordu: bu keşfi de İsveçli kimyacı Cari Wilhelm Scheele yaptı; yaşamının son yıllarında gümüş tuzlarının ışığa duyarlılık özelliklerini buldu.

ÖNCÜLER

Her ne kadar gelecekteki fotoğrafçılığın iki temel öğesi daha XVIII. yy sonlarından itibaren biliniyor idiyse de, fotoğrafçılık ancak 1820’li yıllarda, Nicephore Niepce’in bir karanlık odada elde edilmiş görüntüyü tespit etme yönündeki deneylerinin başarıya ulaşmasıyla gün yüzü görebildi. 1822’ye doğru, Niepce, ışığa duyarlı bir madde olan Yahudiye bütünüyle kaplanmış cam plakalar üzerine gravürkopyaları aldı. 1827’de, günlerce süren pozlandırmayla, penceresinden görünen manzaranın ilk fotoğraflarını çekti; bunlara hetyografiler adını verdi.

Niepce 1833’te öldü; çalışmalarını, yardımcısı ressam Louis Jacques Mande Daguerre sürdürdü. 1837’de, 1825’ten itibaren * bakırın yerine kalayı, 1828’deyse gümüşü geçirmiş ve böylece pozlandırma süresini birkaç dakikaya indirmiş olan Niepce’in araçlarından yararlanan Daguerre, dikkate değer bir hassasiyette fotoğraflar elde etti. Devlet, 1839’da buluşun sahipliğini âldı ve bu tarih resmen fotoğrafın doğuşu olarak kabul edildi.

Meslektaşlarının çalışmalarını gölgeleyen buluşunun başarısına rağmen Daguerre, gene de Niepce ile birlikte fotoğrafçılığın yegâne mucidi olarak kabul edilemez. Bu unvam, İngiliz William Henry Fox Talbot ile paylaşmak durumundadır; gerçekten de Talbot, 1834’te gümüş tuzları emdirilmiş kâğıt üzerinde bitki görüntüleri elde etti ve dagerreyotip ile aynı yıl kalotiy tekniğini (Yunanca «güzel görüntü») geliştirmeye başladı: kâğıt üzerine elde edilen görüntü, taşıyıcı üzerindeki negatif görüntüydü; bu nedenle pozitif elde etmek için onun bir kere daha kopya edilmesi gerekiyordu (bugünkü negatif/pozitif sisteminin temeli). Kuramsal olarak görüntüsünün sonsuz olarak yeniden üretilebilme olanağını sunan bu yöntem, o dönemde, eksiklikleri dolayısıyla dagerreyotiple rekabet edebilecek durumda değildi: kâğıdın dokusundan kaynaklanan yetersiz hassaslık ve ancak mimarî veya hareketsiz nesne düzenlemelerinin çekilmesine imkân veren pozlandırma süresinin uzunluğu.

1839’da Fransız Hippolyte Bayard tarafından geliştirilen (gümüş nitratla hazırlanmış kâğıt, ışığın etkisiyle doğrudan pozitif görüntü elde edilmesine imkân veriyordu) «doğrudan pozitif» olarak adlandırılan bir yöntem daha geliştirildi. Ancak pek pratik olmayan ve çok uzun pozlandırma süresi gerektiren bu yöntem, Fransız Bilimler Akademisi tarafından da pek desteklenmeyince, kısa sürede terk edildi ve mucidi bile kalotipi yeğledi.