Fotoğrafçılığın Olgunluk Dönemleri

Birinci Dünya Savaşı’na kadar, fotoğraf, gitgide hafifleyen aletlerden ve daha duyarlılaşan filmlerden yararlanarak gerçeği yansıtma işlerini sürdürdü. Paradoksal bir biçimde fotoğrafçılar, tekniğe tam olarak egemen olmalarıyla birlikte, fotoğrafçılık dalım gerçekliğin basit bir biçimde yeniden üretiminden sanat düzeyine yükseltmeye yöneldiler.

Gerçeği keşfetmek

Fotoğrafın keşfedilişinin hemen ertesinde başlamış olan dün-yanın keşfi, gitgide romantik ve egzotik özelliğini yitirip röportaj biçimini almıştır. Yüzyıl başlarındaki en çarpıcı hareket, hiç kuşkusuz, yoksulların kaderine varlıklılar sınıfını duyarlı kılmaya yönelik toplumsal fotoğrafçılık modasıydı. Bu modanın önde gelen temsilcilerinden gazeteci Jacob August Riis, yetkilileri bir konut politikasının gerekliliği konusunda ikna etmek üzere, madencilerin ve meyhanelerin Amerikası’nı fotoğrafladı. Italyan ressam Francesco Paolo Micchetti gibi başkaları, akrobatlara ve küçük zanaatçılara ilgi duyarak, fotoğrafa daha hafif bir hava verdiler. Yine de natüralist diye anılan bu-fotoğraf, çoğu defa, pitoresk bir renge büründü. Daha sonraları, Amerikalı göçmenlerin acılarını ve güçlüklerini fotoğraflayan veya çocukların çalışmasını açığa çıkartan Peter H. Emerson ve özellikle Lewis W. Hine ile fotoğraf daha modern bir belgesel anlayışına kavuştu.

Görünmez üzerine çevrilmiş bir göz

Bilimlerin bütünü bakımından, fotoğraf, XX. yy başlarında, sonsuz küçükten sonsuz büyüğe kadar gözün tek başına ayırt edemediğim görme olanağı veren zorunlu bir araç haline geldi. Klişelere göre gerçekleştirilen topografya haritaları artarken, havadan çekilmiş fotoğraflar Birinci Dünya Savaşı sırasında değerli bir araç haline geldi. Astronomi ve biyoloji, fotoğrafı yaygın olarak kullanırken, tıp fotoğrafı, 1895’te Wilhelm Conrad Röntgen tarafından keşfedilmiş olan X ışınlarıyla bütünleştirdi. Artık çok kısalmış pozlandırma süreleriyle, Eadweard J. Muybridge ve EtienneJules Marey hareketi analiz ettiler ve birkaç saniye aralıklarla çekilmiş on görüntüyü tek bir plaka üzerine kaydetme olanağı veren kronofotoğrafi’yi keşfettiler.

Gerçeğin reddi: resimselciler

1889’da George Eastman’ın patentini aldığı selüloitten üretilmiş esnek film, amatör fotoğrafçılığı doğurdu. Tekniklerinin kabalaşmasıyla karşı karşıya kalan fotoğrafçılar, sanatçı niteliklerini haykırdılar ve fotoğrafın resimle eşitliğini talep ettiler. Resimsel-ciler (piktoıyalistler) Velasquez, Delacroix veya Corot gibi ustaların (hatta izlenimcilik gibi daha yeni akımların) kurallarından yararlandılar ve artık bütünüyle fotoğraflanmış olarak gördükleri bir gerçeklik yarattılar.

Robert Demachy, Alfred Kirstein, Heinrich Kühn, Alfred Stieg- litz, Edward Steichen, Clarence H. White, Consant Puyo veya Alvin L. Cobum gibi büyük resimselciler, kar, yağmur, sise özel bir The Steerage («kasara altı»), ayrıcalık tanıdılar, ışık-gölgeyle veya oynak perspektiflerle oyna- Alfred Stieglitz, 1907. ğjjar ve fotoğraf netliğine duyulan kutsal saygıdan vazgeçtiler. Kimileri baskı sayısını sınırladı, negatifleri imha etti ve fotoğraflarını kazıyarak ve değişik biçimlerde rötüşlayarak eserlerin üzerin- Hız Koşusu, (Etienne-Jules Marey). de oynadılar, böylece eşsizlik özelliği kazandırarak onları birer Kronofotoğrafın mucidi. sanat eseri düzeyine yükseltmeyi hedeflediler.

Fotoğraf ve avangardlar

Yüzyılın başında ressamlarla yarışan fotoğrafçılar daha sonra onu izleyen on yıllık süreçte onlarla bir araya geldiler. Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa süre önce, tuvallerinde hareketi ve dinamik duyumsamayı temsil etmeye çalışan İtalyan fütüristleri, önce Marey’in kronofotoğraflarına ilgi duydular ve ardından iki fotoğrafçıyı, Anton Giulio ve Arturo Bragaglia kardeşleri kendi gruplarına kattılar.

Bununla birlikte, fotoğrafçılarla avangard arasındaki işbirliğinin en sıkı gerçekleştiği ülke ABD oldu. Resimselci Alfred Stieglitz, New York’taki Galeri «291»de Picasso gibi sanatçıların eserlerini sergiledi ve daha sonra, 1913’te Armory Show büyük sergisi sırasında en yeni klişelerini halka sundu. Bunlardan biri, çizgilerin, geometrik ve İnsanî şekillerin bir karışımı olan The Steerage, konunun -bir gemi güvertesinin görünüşü- ikinci plana yerleştirilmesi bakımından resimselci avangard anlayışa çok yakındı. Daha sonraları, 1916′ da, Stieglitz, Paul Strand’m «saf fotoğraflar»ını, nesnel ve soğuk görüntülerini tanıttı, ardından resimselcilikten uzaklaşan Edward Weston’un da yaptığı gibi bu süslerden arındırılmış sanatın uç ifadesi olarak bulut klişeleri («eşdeğerler») çekti.

Klasik fotoğraf anlayışına aykırı fotomontajlar gerçekleştiren Raoul Hausmann gibi dadacıların eserleri dışında, avangard fotoğraf, Avrupa’da, gerçek anlamıyla, ancak savaş ertesinde, Fransız belgesel fotoğrafçısı Eugene Atget (mimarî ayrıntılar ve Eski Paris görüntüleri) ve Macar Laszlo Moholy-Nagy ile ortaya çıktı. Bauhaus üyesi olan Macar Moholy-Nagy, «fotogramlar» (nesneleri fotoğraf kâğıdının üzerine koyarak elde edilmiş doğrudan basımlar) çekti ve daha cazip bir okunurluğa sahip metinler üretmek üzere, fotoğrafçılıkla matbaacılığı birleştirdi. Yine bir başka Macar, Andre Rertesz, 1920’li yıllarda, basit nesneleri fotoğrafla- dı; böylece fotoğrafta tercihin önemini ve hem sıradan bir şey, hem de estetik bir etki uyandırmaya çalışan çizgiler bütünü olarak görüntünün taşıdığı çifte mesajı vurguladı.

Gerçeğin bu sayısız boyutu, kaçınılmaz olarak, gerçeküstücülerin de ilgisini çekmiştir. Brassai, ressam Salvador Dali’yle birlikte çalışmış ve Paris gecelerinin çarpıcı görüntülerini çekmiştir. Man Ray, 1922’de rayogramlannı (ışığa tutulmuş fotoğraf kâğıdı üzerine konmuş nesneler) çekmiş, ardından belgesel veya estetik hiçbir değeri olmayan nesneleri fotoğraflamıştır.

Fotoğraf ve basın

Henüz fotoğrafın doğduğu yıllarda, yani, 1840’larda ilk resimli günlük gazeteler yayımlanıyordu. Gravürcülerin ürettikleri re-simler, bu yüzyılın sonlarına doğru gitgide artıyordu. Fotoğraf basında ancak XIX. yy sonlarında görülebildi; ancak o sıralar yalnızca bir araç olarak kullanılıyordu. Nitekim desinatörler klişeleri alıyor ve sonra bunları elle yeniden üretiyorlardı. 1890’lara doğru, matbaa klişeleri, maliyetinin düşüklüğü, kulanımının hızlılığı ve o sıralar en yaygın olan iki yöntemden daha iyi sonuç verdiği için gravürün yerini almaya başladı: metin dışı planşlar gerektiren düz yöntem ve resimle metni aynı baskıda yapma imkânı veren çıkıntılı klişe kullanımına dayalı çukur yöntem 1910’da ilk rotatifler ve onlarla birlikte de çağdaş resimli günlük gazeteler doğdu.

Basın fotoğrafçılığı en geniş kullanımına ABD’de ulaştı. Maka-lelerin ele aldığı olaylar, özellikle, 1900’lü yılların savaşları (Rus- Japon Savaşı; Güney Afrika’da Boerler Savaşı) bir de fotoğrafla görüntülendi. Hatta değişik konularla ilgili bir tür röportaj olarak fotoğraflı hikâyeler de yayımlandı. Fransa’da, fotoğraf, XIX. yy sonlarında, röportaja yönelik Lİllustration gibi dergilerde ilk defa ar- taya çıktı; ama gündelik basında, özellikle Le Matin gazetesinde 1902’ye doğru kullanılmaya başladı; bununla birlikte, Birinci Dünya Savaşı arifesinde, fotoğraf başlıca gazetelerin en «gözde» aracı haline geldi.

Reklam ve fotoğraf

XIX. yy’da doğmuş olan reklam, uzun süre arnuvo üslubunda afişi, daha sonralan, 1910’lu yıllarda, üstünlüklerini övmek gereken ürünü öne çıkartan desenin tutumluluğunu ve aydınlığını tercih etmiştir. Fotoğrafa gelince, o, kitlesel olarak ancak 1920’den itibaren benimsenmiştir. Ancak, kullanımındaki gecikmişliğe rağmen, fotoğraf, reklam desinatörlerinin kayıtsız kalmalarına izin vermemiştir. Dahası, reklam desinatörleri fotoğraftan etkilenmiş ve montaj, şaşırtıcı perspektifler ve özel çerçevelemeler (kadrajlar) gibi fotoğraf yöntemlerinden birçoğunu kendi hesaplarına benimsemişlerdir. Hatta kimileri, bir nesneyi bir Alfred Stieglitz veya bir Paul Strand nasıl fotoğraflayacaksa o biçimde sunmaya kadar işi vardırmışlar, yani potansiyel alıcının dikkatini daha iyi çekebilmek için ürünü soğuk ve nesnel bir tarzda çizmişlerdir. Reklam dünyası fotoğrafı benimsediğinde, kimi klişeler avangard bir sergide de sunulabilir olmuştu. Laszlo Moholy-Nagy, bu konuda gerçekten de yanılmamıştır; reklam yaratımlarına ilgi duymuş ve Bauhaus’taki öğrencilerine incelemek üzere metnini çıkardığı bir lastik görüntüsünü vermiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir